"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













5 May 2009

SIR

Ateşler içinde yandığını sanar insan,kâinatta yegâne kendi varmış gibi…
Bir önceki bir diğerini unuttururda, en perişanını son zanneder…
Deli kanının en derin hallerine, bürünür de bürünür…
Ulaşılmaz mesafeleri anlara bölünür.
Vazgeçmez acı severliğinden, kördüğümler içinde boğulmayı, nimet sayar her seferinde…
Lime lime olsa da gönüllüdür, bir daha iflâh olmayacağını bile bile , sürünür de sürünür…
Muhtelif dehlizlerde an’ı biriktirir…Kalp dayanmaz nefessiz kalır, yine de her gördüğünü tek bilir.
Cândan uzak geceleri gündüzler kovalar, ayın güneşin en güzelini bir yerde arar.
Hiçbir çiçeği bağdaştırmaz,o rahiyânın en mükemmelini bir saç telinde sezmiştir..
En olmadık zamanları, en olmadık sancıları yaşamak üzerine imar eder günlerini, şikâyet etmeden…
Tepen tırnağa teslimiyet içindedir..
Şuursuz sürüklenmenin keyfindedir temelli.
Kuru ekmeğe, bir damla suya dönüp bakacak durumda değildir.
Açlığı, arsızlığı bir noktaya odaklıdır..
O anlarda dünyanın en muhteşem kalesini, kendi kuşatmıştır, zafer sarhoşluğu dilden diledir.
Hayatının son dönemecinde olduğunu bilse de, aksini düşünmez bir an bile, o deryada kaybolmayı her hazza yeğler.
Hasretin boyutu başkadır her seferinde, tuz gibi kavurur.
Bugüne kadar bir dermân buldum diyende çıkmamıştır.Derdin dermân olduğu ıskalanır çoğu zaman.
Virâneye dönse çırpınır, razı olur, boyun eğer…Kimi zaman delirir, başkaldırır kıyasıya.Ama yine de yelkenleri hep iniktir.
Bir el uzakta olsa bile yetmez, özlenir.
Bir ağacın cılız yaprağıdır ki,yanlış anlaşılmalar sırasında sallanır da sallanır..
Bazen kalabalık gelir boğazına düğümlenir,çünkü tek başına çıktığı bu yolda artık tek başına değildir.
Kimi zaman patlar mukadderat, gelir eline yapışır.O zaman işte gidip bir iskeleden derin sulara,semâya dayanır öfke.
Uykusuzluk senin diğer adındır çoğu akşamlar.
Ama yine de karşındakine “lutfûnda hoş, kahrın da “ diyebilmektir ÂŞK…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder