
"Yol seçimdir. Yol tavırdır. Yol çaredir. Yol öğrenmektir. Yol şaşırtır. Yol öncüdür. Yol kaçıştır. Yol tekinsizdir. Yol oyundur. Yol rastlantıdır. Yol davadır. Yol tecrübedir. Yol eserdir. Yol yöndür. Yol ıssızdır. Yol tekrardır. Yol süreçtir. Yol ümittir."
Böyle devam ediyordu yazı, "yol, yol" diye müzenin bir duvarında. Geçtiğimiz cumartesilerin birinde bizim "40 Haramiler"le İstanbul Modern Sanatlar Müzesi'nde Murat Germen'in YOL isimli fotoğraf sergisini gezdik. Devamında Orhan Cem Çetin ile gerçekleştirdikleri söyleşiye katıldık. Konu Belgesel Fotoğrafçılığıydı. Kafamdaki bir sürü düşünceye "yön" verdiler, "yol" verdiler :) Sağolsunlar.
Fikirlerimi tetikledir.
Bakmanın, görmekten farklı olduğunu hatta bir adım ileri giderek "algılama"nın bambaşka bir his olduğunu savunan biri olarak-ki bunu savunmaya gerek yok, aşikâr bir konu- yine sanatın "kişisel renkler" ile olan dosdoğru orantısı ile karşıladı beni sergi.
Murat Germen her fotoğrafa farklı isimler vermiş. Çoğu mekanik fotoğraflar olmasına rağmen isimlerini kendi düşünce ve çağrışımlarına göre vermiş. Vade gibi, Kasıtsız Tören gibi.
Akabindeki pazartesi akşamı dahil olduğum "Mağara" da, deneyimlerini, ustalığını anlatmak üzere buluştu bizimle Murat Germen. Ne iyi etti. Sabırla ve istekle çalışmalarını, projelerini anlattı, paylaştı.
Anneannesinin de Nazım Hikmet'in kızkardeşi olduğunu söyledi, sükûnetli bir mütevazılıkla :)
Hangi sanat dalıyla olursa olsun bu kıymetli insanların hayatımızın âhengine katkıları paha biçilmez gibi değil mi?
Sanat hayatımızda iyi ki var. Sanatçıların da ömrüne bereket, daîma.
Goethe ne demişti? "Herkes hergün en azından küçük bir şarkı duymalı, iyi bir şiir okumalı, hoş bir resim görmeli ve eğer mümkünse birkaç mantıklı kelime söyleyebilmelidir. "