"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













28 Haz 2010

YOLDA


Güneşten aya dönen bir kızıl hayâl gibi
Karşımda günün en şahane vadesi
Sineden soruyorum gönlün en avâre hâlini / sezercesine
Ya durmalı, ya yürümeli

Bir yolun âkibetini göz yordamıyla
Ömre hesapsız yayabilmeli

Dilimden döndüğünce
Kâlpten içre yön verdikçe
Ya yürümeli, ya yürümeli

25 Haz 2010

GİBİ


Salınan her bir hareketini
Yakalamak için uzaktan iz sürüyorum
Yansıması gibi renklerini
Ve mahsun duruşunu
Bir aynada görüyorum

Belki
Bir o kadar âhenk ve şevkle
Kimbilir
Akşama gidiyor gibisin

20 Haz 2010

DÜN...KADIKÖY AÇIKLARI...




Suyun her hareketiyle
Katlanan
Anlık coşkular için
ŞÜKÜR...

7 Haz 2010

B.RAHMİ EYÜBOĞLU / GELENEKSEL YAZMA ŞENLİĞİ


Boyalar, kumaşlar, tablolar, seramiklerle geçen yılların ardından Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1975′te vefat edince, oğlu Mehmet, annesinin yanına taşınır. Yazmacılığa gönül vermesi gecikmez, o da babasının izinden gider. 1987′de annesinin ölümünden sonra da atölyeyi usta-çırak ilişkisi içinde ayakta tutmaya devam eder. Farmakolog olan Kanadalı eşi Hughette Eyüboğlu ona yardımcı olur. Ta ki 2008'in şubat ayında Mehmet Eyüboğlu da aramızdan ayrılana kadar…


Her yıl geleneksel olarak sadece yılda 1 kere ve 2 gün sergilenip satılan ürünleri görmek için hemen hemen hergün önünden geçtiğim, bana çok yakın olan o atölye / ev bahçesine gittim. (atölye bahçede küçük bir bina, ev fotoğraflardaki 3 katlı müstakil ev)
Bahçe çok güzel ve bakımlı. Etrafta yazmalar, örtüler uçuş uçuştu :)
Her yer renkli ve ahengliydi, herkes birbirine güler yüzle selâm veriyordu.
Adeta Eyüboğlu'larının( hem baba Eyüboğlu, hem anne, hem de oğulun yolları açık olsun) gönüllerinden izler her yere yansımıştı.
Bir ara sağnak başladı...Atölye'ye sığındık( fotoğraflarda kalıpların durduğu yer)
Kalıplar strafor köpüklere ve Ihlamur ağacından parçalara Mehmet Eyüboğlu tarafından adeta işlenmiş.
Çok güzel bir gün geçirdim.