Kehribar bir sabaha uyanınca tüm ruhlar, mekan, memleket dinlemez…
Hasret dile gelirse burnunun direği nerde olursa olsun sızlar.
Zaman zaman rayında gitmez hayat, dikenler saçılmıştır, bazen iyi niyet dışında her şey döşenmiştir yollara.
Hırçınlaşır, öfkelenir ama asla kinlenmez.Ama asla unutmaz da.
Sebepli, sebepsiz dalgınlaşır, duygusaldır gözler, birkaç damlanın akması an meselesidir.
Yürek tel teldir yufkalıktan.
Merhametin en sahicisi ellerindedir, kimseyi ayırtetmeden açar yüreğini, her yardıma koşarak gider.
Hisleri kuvvetlidir, bir deniz görse tuzu bir gözünde, kum bir gözündedir.
Ağıt yakmaz o, hayatının en eşsiz ezgilerini içine içine akıtır.
Her sonu hayr’a yorar ve her seferinde muhteşem bir başlangıç yapar.
Hikmetten suâl etmez.
Önünde serili, alnında çizili bir kaderdir.Ve razıdır her daîm.
Ömrü türlü uçurumların kıyısından sekmiştir kimi zaman, başı dimdiktir.
Bazen de zirvededir ama, esas o anlarda mütevazılığının doruklarındadır.
Sevdâsını, âşkını haykırırcasına yaşamak ister.
Bulduğunu bilir, bildiğini ebediyete taşımak ister.
Nefes alışı, verişi başlı başına bir seramonidir.
Gönlü ile dili aynı çizgidedir.
Bir ufka bakarak bir destan yazabilir.
Bir noktaya, bir anda koyduğu her varlığı, bir anda ordan indirebilir.
Huzursuzluğu, gürültüyü patırtıyı sevmese de; şahsına veya yakınlarına bir hâli, tavrı, sözü sindirmezse yeri yerinden oynatma pahasına susmaz, susturulamaz.
O zaten hiçbir zaman durmaz, durdurulamaz.
Etrafınıza bir bakınsanız, o hiç kimseye benzemez, kimse de o’na.
Asfalyasını attırmaya gelmez Girit’linin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder