"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













5 May 2009

İSTANBUL


Kimi gün kanatsız bir kuş gibi naçâr kalan bu şehir, yine de her düşüşte bir yokuş bulduğu için sendeleyerek de olsa kalkar ve sarılır “hayat”a…
Bu yüzdendir ki o, yüzlerce yıldır kimseden saklısı gizlisi olmayan medeniyetler silsilesinin can damarı, güç simgesi olmuş bir ömrü içinde barındırır.

“İstanbul deyince aklıma martı gelir” diyen şâire hak vermemek elde değildir.
O göz alıcı denizine uzaktan uzağa yaklaşsanız bile martılar bir kanadına sizi, bir kanadını İstanbul’u alır çelebi misâli bulutlara erdirir.

Bu şehirden çıkınca insan, ilkin bir “oh “ çeker…Herşeyden biraz uzaklaşmak, herkese, her zaman iyi gelir…Ama beklenen olur, nereye giderseniz gidin, gittiğiniz her yerin en güzel yönü İstanbul’a geri dönmektir.

İstanbul,bazen üstünüze üstünüze gelir, kimi zaman da göğsünüzün tam ortasına “basar”.Herşey fazla gelir o anlarda ve her şey bir parça eksik.Ruhunuzu alıp bir girdabın içinde ezer,buruşturur…Ve bir başına bırakır pek çok zaman.

Yine de insan vazgeçemez ondan.Dönüp, dolaşır, kıvranır, onu arar ve onda kaybolmak ister.

Ve İstanbul’a daîr ne duygular, ne yazılar, ne de çiziler biter…Her geçen gün İstanbul’a daîr sevdâlara sevdâlar, eklenir de eklenir.

Bu şehir, insanı alır götürür...Bazen bir martı kanadında, bazen bir lodosla, kimi zaman ve çoğunlukla, âşk ile…
Daîma…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder