"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













5 May 2009

GÖZLERİ MAVİ...SAÇLARI BAL KÖPÜĞÜNDEN DAHA BAL...


Başımdaki kocaman kurdeleleri, annem her zaman özenle yıkar, ütüler ve illâ ki beyaz sabunla mis gibi yıkanmış saçlarıma ipekçe dokunur gibi takardı.Kendi elleri de ipekti ya zaten.
Pembe ve beyaz…

Arada gözlerine dönüp bakardım…Mavi…Saçları, balköpüğünden daha bal.Yanakları, hiç sormayın…Pembe ve beyaz.

5 yaşında annesiz kalan annem, her zaman, kimseyi ayırtetmeden, asâletin en şahânesini sergilerdi.Etrafında pervâne döndüğümüz bahçemizin naîf, sakin hanımefendisi.

Bir Girit geliniydi, aile içine ilk girdiğinde Giritçe tek kelime bilmeden…Sonraları öğrenmişti.Hem dillerini, hem adetlerini.

Yoktan vareden, varolanı en olmayacak hâllere sokup, saraylara lâyık bir biçimde bize sunan, marîfetli annem.

Her birimizi hayatımızın her an’ında parıldayacak kadar özenle yetiştiren annem, yaşadığı her devirde hep saygıyla anılırdı.

2 erkek çocuktan sonra dünyaya gelmişti…Babası Bulgaristan’dan göç eden Berber Osman…Usta makası da halâ bende durur.

Vicdansız analığının elinde, direncinin nasıl bu kadar sağlam kaldığına hep hayret ettiğim, güzeller güzeli, kendi gibi pamuklar içinde saklanmalıydı bana göre.

Zamansız anlattığı masalları her zaman hayatımıza daîr birer destan gibi dahîl kılan, coşkusunu da, tasasını da bizlere hep olumlu yansıtan bir fakîrdi.

Tam bir mütevazılık içinde zuhur eden edâsıyla, beklentisiz vermenin yüceliğine inanırdı.

Yıllar içinde, “yetiş” diyen herkese koşan, erik ağacının altında kurulan bayram sofraları için ana kadronun dışında, tanrı misafirleri içinde tencerelerce yemekler hazırlardı.Daîma sevgiyle ve ilâhi bir bereketle kaynayan tencereler.

Şimdi; bir tutam kekiği, bir tutam karabiberle ekmeğine katık etmesini bilen kaç kişi kaldı ki günümüzde.

Bahçedeyiz…Yıl 1950…Elimdeki bebek nerden, kimden gelmiş haberim yok.
Yanımda, benden 4 yaş büyük ağabeyim Sayim…Ve Annem Seher…


BU YAZIYI ANNEM'İN AĞZINDAN YAZMAYA ÇALIŞTIM...DAYIMIN VE ANNEANNEMİN RUHLARI ŞÂD OLSUN..
26 Şubat’09

2 yorum: