"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













24 Ara 2009

BELKİSİZ


Aynı bi' martının karşımdaki çatıda
Yağmur altında durduğu gibi
Düşünüyorum
Başımda bi' gökkubbe olmuş
Fotoğraflar geçiyor
Birini seçip, beğenip, alıp
Türlü hikâyeler kuruyorum
Senli, sensiz, benli, bensiz
Belkisiz

Rengi, âhengi hoşuma gitmezse
İlâveler yapıyorum kendimce
Bi' ağacın bi' dalına
Yüklediğimiz binlerce hayâl gibi
Yakışıyor

Denizli meselâ bi' tanesi
Kâh olanca göz kamaştırıcı mavi
Kâh delice beyaz
Süzülüyor dalgalar dalgalar içinde

Böyle dalıp gitmeleri
Çok seviyorum

Martılı, denizli
Ve
Belkisiz

23 Ara 2009

UFUKSUZ DENİZ

Gecelerin lime lime ettiği
Sözler biriktirdi, mayaladı
Gözlerim

Yine yalınayak, beyazım
Pusulasız ama ezbere
Yürüyorum
Ufuksuz denizlere

Nevâsı şaşmaz
Rüyâlar içinde
Uzanıp başucum kadar
Yakın
Sarılıyorum
Sabırsız hâllere

21 Ara 2009

PARMAK İZİ

Bi’ parmak izi kadar farklıyız aslında
Her birimiz aynı suda doğsakta

Hayatın ne zaman bi' ömre dönüşeceğini kestiremeden
Kelimelerimiz dilimizin ucunda
Kimi gün öksüz
Kimi gün taştan taşa coşkuyla seken

El yordamı mı artık, nefes yordamı mı bilinmez
Düşe kalka tanıyoruz önümüze serilen kaderi
Katlanabilir tadlar var, tuzlar var
Katlanamadıklarımızla karşılaşmasak ne iyi

Bi' hikâyenin en hazîn kenarından
Bakıp çıkmak mı işin formülü
Bilmiyoruz

Koluma sevdâlı dalgaları takıp
Salına salına yürümek istiyorum ben

Kahrı da, lütfû da
Hoş bi' bakışla karşılamak
Gökyüzüne kök salmak
Denizlere yalınayak koşmak
Ağaçlara sanki bi' buğday tarlasını sever gibi dokunmak
İstiyorum

Ben bu hayatı
Bi' parmak izi gibi yaşamak istiyorum
Eşsiz, tek ve paha biçilmez

24 Eki 2009

BEDESTEN


Bir bedesten gibi
Ömrümüzün her yanı
Her satırında bambaşka eşsiz yansımalar
Sırf bu yüzden
Her parçada ayrılıyor aynalar


Kısa tarihini çeksek, gelin
Çünkü herkesin ki roman gelir kendine
Hayat baksanız
Bir varmış, bir çokmuş oluverir
Soluklanınca bi' duvarın dibinde
Aslında bi' arpa boyuymuş dedirtir


Hayâlini neresinde tamamlar
Bi' insan
Nefes kesilmeden, son demde
Üstünde eşsiz kumaşıyla sarılıyken
Yolculuklar ve yoldaşı arasında
Yetti dedirtir

8 Eki 2009

HİÇ Mİ...?


Hangi "hiçlik" bi' hiçlik doğurur
Ve gölgesi olur açık bir yolun
Tek tek kelime dizmeden
Bir hikâyeden bir romanı
Kim yazdırır

Şeffaf, saf bir hayâli var elimde
Yalnız benim görebildiğim
İpek bir ipin
Bi' ucundan tutuyorum

15 Eyl 2009

UZAK


Herşeyin bir boşluğa savrulduğu
An'lar da varmış
Nihayetinde bunu da duydun, gördün
Halbuki sen
İnce bir daldan daha incesin
Sevgili yüreğim

Fırtınaların açık denizlerde değil yalnız
Yanıbaşında, dizdiplerinde yaşandığına
Ay kadar bariz
Şahit oldun sen
Çünkü o da bir sebep uğruna
Çekip gider ya
Günün sonunda / gitmeseydi, ne güzeldi desen de

Senin hayattan değil
Hayatı ömre çevirme sırasında
Senden ömrün doğduğu noktada
Kol kanat azadolmasın diye titrer sesin
Razı olduğun tek bir nefestir
Akar gider bakarsın ardından
Su gibi

Seni sevgili yüreğim
Varlığını herşeyinde kavradığın
Bir tel, bi yay ile
Lime lime keser
Ezer geçer
Yerle bir eder

Hani mevsimsizdik dediğin an'ların
Hatrı kalmaz
Gözünün yaşına tahammülsüzdür
Bu yüzden toz duman bir hiç kalır artık
Sen bînefes

Can dediğin
Bildiğin, tanıdığın tüm hallerinden
Es ister
Bir çift söz ile toplar
Kezâ bir nokta ile dağıtır

Ve sonsuzluk
Uzak olur
Sevdiğim, güzel yüreğim benim
Ne acıdır, ezberler tümden bozulur

1 Eyl 2009

KABUL


Daîmi mahsunluğumun
En ince noktasına
Gün be gün oya gibi işlenen
Tadların, tuzların ve hayatın
Gözü duman
Gönlü su

Farkedilen bir gelip geçicilik hâliyle
Ama her zaman
Bir iz bırakan rüzgarlarıyla
Ömrümüzün
Şikayetsiz ve isyansız
Muhteşem sürprizlerine de
Göğsümü açtım ben
Bu noktada, her zaman ve hep