"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













13 Eyl 2013

Son yazım :)

http://www.lozanmubadilleri.com/alacatigozum-hep-onu-arayacak-makale,96.html

14 Oca 2013

"Sans la musique la vie serrait une erreur..!"

Müziksiz bir yaşam hatadır...
Nietzche


http://youtu.be/pEhr9qygu04


7 Oca 2013

Kitap Kurtları Buraya :)

Bir dost ne de güzel vesile oldu böyle bir blog hayat buldu. Gönlüne sağlık vesile olanların, katkıda bulunanların.

Can-ı gönülden destekçiyim.
Daim sevgimle.

http://kitaplikkurdu.blogspot.com/2013/01/merhaba.html?m=0

11 Ara 2012

Herşey ÂŞKtan

Sonsuz şükür ve ÂŞK ile çekildi.

8 Ağu 2012

KEDİ MİLLETİ




Kedilerin kimimize göre mutlulukla bir ilgisi olmalı. Misâl ben, her nerede olursa olsun karşılaştığım herhangi bir kediye “pisi pisi” demeden geçemem. Yanımda biri varsa ve “Şimdi bunun nesine ‘pisi pisi’ diyorsun, pek çirkinmiş’ demesine kesinlikle aldırmam, hepsini çok severim, fotoğrafsız yanından geçtiğim vâki değildir. Kediler hakkında ne söylesem az, eksiği var, fazlası çok. Onlara sevgimi sezdiklerinden olsa gerek, nerede olursam olayım bir kedi de mutlaka gelir beni bulur.

Image and video hosting by TinyPic


Çocukken evimize kedilerin biri gelir biri gider, gelen kedi kesinlikle dişi olur ve mutlaka hamile gelirdi ne hikmetse. Doğum gerçekleşeceği zaman annem büyük bir titizlikle duruma el koyar, tıpkı bir ebe gibi anne kediye doğumun sonuna kadar saatlerce tüm şefkatiyle destek olurdu. Minimum 3, maximum 5 civarı yeni doğmuş yavru palazlanana kadar evimizin neşesi olurdu. Eşten dosttan alan olmaz ise yaklaşık 2 aylık oldukları zaman İnciraltı’ndaki Balıkçı Barınakları’na götürüp bırakırdık ağlaya zırlaya. Annemin her seferinde gözyaşları içinde “Bakın bu son.!!!” demesinin üzerinden çok geçmeden eve yine bir dişi, yine hamile bir kedi düşerdi. Hatta annelerden biri tam 2 ay sonra İnciraltı'ndan Köprü'ye, evimize geri döndù. Şaşkınlığımızı üzerimizden atmak epey bir zaman aldı, dün gibi hatırlıyorum,

Image and video hosting by TinyPic


İstanbul’a yerleşince adeta bir hazinenin ortasına düştüm diyebilirim. Bu şehirde İzmir’den hatta pek çok şehirden daha çok kedi vardı. Bir daha eve alıp beslemek kısmet olmadı ama işte bu iflâh olmaz sevdâ sebebiyle hiçbir kedinin yanından “pisi pisi” demeden, fotoğrafını çekmeden geçtiğim neredeyse olmadı.

Image and video hosting by TinyPic

Kedinin kimselere benzemez hâli beni her daim cezbeder. Parmak izi gibi birbirinden farklıdır kedilerin bakışı, ifadesi, tüyleri, yapısı, duruşu, huyu suyu. Kendine has bir fıtratı vardır kedinin. Kimi neşeli, kimi naif, durgun, durağan, miskin, kimi sırnaşık, kimi hırçın, kimi kendi halinde keyif ehli, kimi aşırı oyuncu, çoğu da özgürlüğüne haklı olarak düşkün. Cinsiyetlerine göre bile karakterleri farklılık gösterir. Evde beslenebilecek kedi vardır, eve kesinlikle sokulmayacak kedi vardır. Özgür ruhlu kediler işte bu ikinci kategoriye girmekdir.

Image and video hosting by TinyPic

Kedilerle haşır neşir olurken kimi zaman rahmetli Giritli Hüseyin Dedem’in kedilerle epey mesafeli ilişkisini hatırlarım. İzmir’deki evlerinin ufacık bahçesine özenle ektiği çiçekleri korumak maksatlı sağdan soldan, yan komşunun duvarından bahçeye sızmaya çalışan kedileri, çıkardığı garip seslerle ve kendisinden duyduğum yegâne argo söz olan “Deyyus kerata” ile kovalarken, haklı sebeple mutfaktan bahçeye yayılan yemek kokularına doğru iştahla koşan, Dedem’in gür sesi ile kaçacak delik arayan kediler gözümün önüne gelir zaman zaman. Çocukluğunda o evde çok anısı olan biri olarak, her konuyu ve her yazıyı Giritli Ailem’e bağlamamı mazur görürsünüz umarım.

Gelip, geçen ve göçen tüm büyüklerimize selâm olsun, yine.