
Kedilerin kimimize göre mutlulukla bir ilgisi olmalı. Misâl ben, her nerede olursa olsun karşılaştığım herhangi bir kediye “pisi pisi” demeden geçemem. Yanımda biri varsa ve “Şimdi bunun nesine ‘pisi pisi’ diyorsun, pek çirkinmiş’ demesine kesinlikle aldırmam, hepsini çok severim, fotoğrafsız yanından geçtiğim vâki değildir. Kediler hakkında ne söylesem az, eksiği var, fazlası çok. Onlara sevgimi sezdiklerinden olsa gerek, nerede olursam olayım bir kedi de mutlaka gelir beni bulur.

Çocukken evimize kedilerin biri gelir biri gider, gelen kedi kesinlikle dişi olur ve mutlaka hamile gelirdi ne hikmetse. Doğum gerçekleşeceği zaman annem büyük bir titizlikle duruma el koyar, tıpkı bir ebe gibi anne kediye doğumun sonuna kadar saatlerce tüm şefkatiyle destek olurdu. Minimum 3, maximum 5 civarı yeni doğmuş yavru palazlanana kadar evimizin neşesi olurdu. Eşten dosttan alan olmaz ise yaklaşık 2 aylık oldukları zaman İnciraltı’ndaki Balıkçı Barınakları’na götürüp bırakırdık ağlaya zırlaya. Annemin her seferinde gözyaşları içinde “Bakın bu son.!!!” demesinin üzerinden çok geçmeden eve yine bir dişi, yine hamile bir kedi düşerdi. Hatta annelerden biri tam 2 ay sonra İnciraltı'ndan Köprü'ye, evimize geri döndù. Şaşkınlığımızı üzerimizden atmak epey bir zaman aldı, dün gibi hatırlıyorum,

İstanbul’a yerleşince adeta bir hazinenin ortasına düştüm diyebilirim. Bu şehirde İzmir’den hatta pek çok şehirden daha çok kedi vardı. Bir daha eve alıp beslemek kısmet olmadı ama işte bu iflâh olmaz sevdâ sebebiyle hiçbir kedinin yanından “pisi pisi” demeden, fotoğrafını çekmeden geçtiğim neredeyse olmadı.

Kedinin kimselere benzemez hâli beni her daim cezbeder. Parmak izi gibi birbirinden farklıdır kedilerin bakışı, ifadesi, tüyleri, yapısı, duruşu, huyu suyu. Kendine has bir fıtratı vardır kedinin. Kimi neşeli, kimi naif, durgun, durağan, miskin, kimi sırnaşık, kimi hırçın, kimi kendi halinde keyif ehli, kimi aşırı oyuncu, çoğu da özgürlüğüne haklı olarak düşkün. Cinsiyetlerine göre bile karakterleri farklılık gösterir. Evde beslenebilecek kedi vardır, eve kesinlikle sokulmayacak kedi vardır. Özgür ruhlu kediler işte bu ikinci kategoriye girmekdir.

Kedilerle haşır neşir olurken kimi zaman rahmetli Giritli Hüseyin Dedem’in kedilerle epey mesafeli ilişkisini hatırlarım. İzmir’deki evlerinin ufacık bahçesine özenle ektiği çiçekleri korumak maksatlı sağdan soldan, yan komşunun duvarından bahçeye sızmaya çalışan kedileri, çıkardığı garip seslerle ve kendisinden duyduğum yegâne argo söz olan “Deyyus kerata” ile kovalarken, haklı sebeple mutfaktan bahçeye yayılan yemek kokularına doğru iştahla koşan, Dedem’in gür sesi ile kaçacak delik arayan kediler gözümün önüne gelir zaman zaman. Çocukluğunda o evde çok anısı olan biri olarak, her konuyu ve her yazıyı Giritli Ailem’e bağlamamı mazur görürsünüz umarım.
Gelip, geçen ve göçen tüm büyüklerimize selâm olsun, yine.
Ne kadar güzel anlatmışsın benim de en sevdiğim bu güzel yaratıkları sevgili sonsuz....belki biliyorsundur, "kedici" dergisi var, bak bu güzel yazını onlara göndersen mutluluktan uçarlar bence, sevgiyle...Fu
YanıtlaSil@Fuliyama
YanıtlaSilCanim Fu, sagol varol :) Biliyorum Kedici'yi, arada aliyorum.
Memlekete selam olsun :)
Ben de aşığım kedilere,hatta bütün hayvanlara.Mıncıklamadn bırakmam hiçbir sokak hayvanını.Hayvanseverleri de çok seviyorumm ,sevgiler
YanıtlaSil@asabi bakire
YanıtlaSilKedi candir :) Kediseverler de.
Hep sevgiyle.
Eşimle dolaşırken bir kediye rastladığımızda genelde o kedileri sever, ben de fotoğraflarını çekerim. :)
YanıtlaSil@yolcu
YanıtlaSilYollarimiza hep kediler cikain, biz de hep fotograflarini cekelim insaallah :)
Hep sevgiyle.
Hani ne olursa nefsimi kontrol edebilirim de..., kedi olursa vay ki vay.., can evimden vurulupta kaldırımlara düşmek gibi bir şey benim için. Benim nerde olursa olsun kedi gördüğümdeki halim, şu karikatürlerde ki ZONNK nidasıyla belirtilen duruma giriyorum. Hemen haleti ruhiyem değişiyor. Pisi, pisi arkasından çömelip konuşmaya başlıyorum bu maymunlarla. Ses tonum konuşmam falan tamamen değişip bir ben vardır benden içeru misalinde olduğu gibi karton film seslendirme durumuna balıklama dalış ve kendimi kaybedişe doğru geçiyorum.
YanıtlaSilArkadaş dişiyse benim klasik sorumu soruyorum "Cicikler var mı?" diye. Yani bebeler var mı?. Ondan sonra sorma gitsin. Kaybettikçe kaybediyorum kendimi. Bir keresinde bu arkadaşlarla tanışma ritüeli için cadde ortasında emekleyerek yürümüşlüğüm var.
Bu kedi köpek mıknatısı olma durumu bende de var. 500 kişi arasından gelip bulurlar. Boşanmamdan sonra herkes beni baş göz etmek için birileriyle tanıştırıyor, o vakitler yani. Bir kızcağızla tanıştırdılar akşam yemeğe çıkacağız. Yer Yıldız Üniversitesi içindeki restaurant. Bahçe içinde çok güzel bir yer. Oturduk ve hasbahalden sonra yemekler geldi. Bir baktım kız masanın üstüne çıkmış ciyak ciyak bağırıyor, "Kedü, kedü" deyüü. Kovalamak zorunda kaldım ama içim paramparça, bitmişim. Kızı evine teslim ettim. Sonrada Hacı hacı yı Mekkede durumu.
Bir de ben bunların patilerine çok düşkünüm. Pati Fetişistiyim diyebilirim. O pembo patileri burnuma bir koysam, yanağıma değdirsem içimi tarifsiz bir hoşluk ve yumuşaklık kaplıyor. Ve Allaha hayranlığım bir kez daha perçinleniyor ki, bu kadar yumuşacık ve letafetli bir şeyin içine o tırnakları yerleştirmiş.
Bende ki hastalık had safhada, öyleki çöp kutusunda olanları bile severim. Amanın o ne kirloşluktur öyle. Gözlük aşk olunca dünya güzeli oluyor zahirde. Ahh, aşk zuhur edecek ya..
Birinci resimdeki arkadaşla şöyle bir uyuyacan sonra bir daha uyuyacaksın. Sonra bir o seni uyutacak bir de son onu. Bunların gizli güçleri vardır saniyede uyuturlar adamı.
Rahmetli ananem çok itibar ederdi kedilere. Peygamberin sevgilisi, kırkların meclisindendir derdi kediler için. Ona göre kediye eziyet edenin vay haline idi. Hakikaten de vaydır, hali.
Geri kalan resimler bir türlü açılmıyor, tadı damağımda kaldı. Hele şu son resimdeki anne ve bebek kedi. Bu resimlerin açılmaması iş bu, yazıya yorum bırakanlara eziyet için midir?. bilemedim. Mesela o bebek bekire neler yapılabilir. Yenebilir, patileri öpülüp ısırılabilir. Burnu sevilebilir. Göbüşü öpülebilir.
Galiba resimler bunları yapmayalım edeple bakalım, nefsten imtahana giriş olsun diye kondu :))))
Fekatt kedi ve insanoğlu için en hayırlı yaşam şekli, gedikli ya da yanaşma sosyal statüsü ile yanaşmaktırki, senin tarafından da daha çocuklukta keşefedilmiş.
Aşk nerede değilki, kedinin patisinde, kıpırdayan yaprakta. Görmeye gönül idrake ilim lazım..
Daim aşk ile yanalım, hû diyelim hû..
Patilerinize dokunabilir miyim ? :)))))
Sevgili Ali, pek guzel ifade etmissin kedigiller âşkını :)
YanıtlaSilKedi candir :))
Mail attim sana.
Ben bu blogu keşfetmekte neden geç kalmışım ki :) Merhaba.
YanıtlaSil@Füsun T.
YanıtlaSilMerhaba :) Hoşgeldiniz.
Ve teşekkür ederim çok naziksiniz.
Öyle güzel yazmışsınız ki... Fotoğraflar da pek güzel.
YanıtlaSilSevgilerimle ^-^
Öncelikle profil ruhunuz iç acıcı:)
YanıtlaSilKedi varsa bı yerlerde ben ordayım
Cok gZel olmuş
@okuyan
YanıtlaSilTeşekkür ederim, kedi aşkındandır :)
@DepresifPolyanna
YanıtlaSilEyvallah. O da ÂŞKtandır :)
Kedilerle mutluluğun bir ilgisi olmalı.
Ne mutlu bize.
kovalamasam da giritli hüseyin dedeye benzer bi tarafım var. belki de severim de genel anlamda sevgimi gösteremediğimden tebessüm eder geçerim bazısına ve bazısına bakmam bile.
YanıtlaSil@ cem
YanıtlaSilKediler de öyle :))
Kimi sevgisini belli eder, kimi bakmaz bile.
Ne güzel anlatmışsın SS,sevgili eski arkadaşım. Ben de Köprü'deki evinizi dün gibi hatırlıyorum. Halbuki 25 yıl olmuş...
YanıtlaSilSevgiler
Breeze
Teşekkürler Breezecim :)
YanıtlaSilO kadar oldu mu ya hu :))))
Sevgiler kucak dolusu.
Nede güzel dile getirmişsiniz! Yüreğinize sağlık. Çok ama çok yakın hissettim kendime. Kediler bir başkadır!!!
YanıtlaSilEyvallah :)
SilKedi candır.
Sevgiyle.