Sonsuz şükür ve ÂŞK ile çekildi.
"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."
11 Ara 2012
10 Eki 2012
8 Ağu 2012
KEDİ MİLLETİ

Kedilerin kimimize göre mutlulukla bir ilgisi olmalı. Misâl ben, her nerede olursa olsun karşılaştığım herhangi bir kediye “pisi pisi” demeden geçemem. Yanımda biri varsa ve “Şimdi bunun nesine ‘pisi pisi’ diyorsun, pek çirkinmiş’ demesine kesinlikle aldırmam, hepsini çok severim, fotoğrafsız yanından geçtiğim vâki değildir. Kediler hakkında ne söylesem az, eksiği var, fazlası çok. Onlara sevgimi sezdiklerinden olsa gerek, nerede olursam olayım bir kedi de mutlaka gelir beni bulur.

Çocukken evimize kedilerin biri gelir biri gider, gelen kedi kesinlikle dişi olur ve mutlaka hamile gelirdi ne hikmetse. Doğum gerçekleşeceği zaman annem büyük bir titizlikle duruma el koyar, tıpkı bir ebe gibi anne kediye doğumun sonuna kadar saatlerce tüm şefkatiyle destek olurdu. Minimum 3, maximum 5 civarı yeni doğmuş yavru palazlanana kadar evimizin neşesi olurdu. Eşten dosttan alan olmaz ise yaklaşık 2 aylık oldukları zaman İnciraltı’ndaki Balıkçı Barınakları’na götürüp bırakırdık ağlaya zırlaya. Annemin her seferinde gözyaşları içinde “Bakın bu son.!!!” demesinin üzerinden çok geçmeden eve yine bir dişi, yine hamile bir kedi düşerdi. Hatta annelerden biri tam 2 ay sonra İnciraltı'ndan Köprü'ye, evimize geri döndù. Şaşkınlığımızı üzerimizden atmak epey bir zaman aldı, dün gibi hatırlıyorum,

İstanbul’a yerleşince adeta bir hazinenin ortasına düştüm diyebilirim. Bu şehirde İzmir’den hatta pek çok şehirden daha çok kedi vardı. Bir daha eve alıp beslemek kısmet olmadı ama işte bu iflâh olmaz sevdâ sebebiyle hiçbir kedinin yanından “pisi pisi” demeden, fotoğrafını çekmeden geçtiğim neredeyse olmadı.

Kedinin kimselere benzemez hâli beni her daim cezbeder. Parmak izi gibi birbirinden farklıdır kedilerin bakışı, ifadesi, tüyleri, yapısı, duruşu, huyu suyu. Kendine has bir fıtratı vardır kedinin. Kimi neşeli, kimi naif, durgun, durağan, miskin, kimi sırnaşık, kimi hırçın, kimi kendi halinde keyif ehli, kimi aşırı oyuncu, çoğu da özgürlüğüne haklı olarak düşkün. Cinsiyetlerine göre bile karakterleri farklılık gösterir. Evde beslenebilecek kedi vardır, eve kesinlikle sokulmayacak kedi vardır. Özgür ruhlu kediler işte bu ikinci kategoriye girmekdir.

Kedilerle haşır neşir olurken kimi zaman rahmetli Giritli Hüseyin Dedem’in kedilerle epey mesafeli ilişkisini hatırlarım. İzmir’deki evlerinin ufacık bahçesine özenle ektiği çiçekleri korumak maksatlı sağdan soldan, yan komşunun duvarından bahçeye sızmaya çalışan kedileri, çıkardığı garip seslerle ve kendisinden duyduğum yegâne argo söz olan “Deyyus kerata” ile kovalarken, haklı sebeple mutfaktan bahçeye yayılan yemek kokularına doğru iştahla koşan, Dedem’in gür sesi ile kaçacak delik arayan kediler gözümün önüne gelir zaman zaman. Çocukluğunda o evde çok anısı olan biri olarak, her konuyu ve her yazıyı Giritli Ailem’e bağlamamı mazur görürsünüz umarım.
Gelip, geçen ve göçen tüm büyüklerimize selâm olsun, yine.
11 May 2012
VÜCÛD
Ne kış bitti, ne bahar başladı /
Onlar zaten her zaman var ki /
Yaradılmış her zerre gibi /
Tıpkı her yaradılmışın kâinatta bir zerre oluşu /
Tıpkı varlık okyanusundan bir dalga oluşu gibi
20 Nis 2012
YİNE BİR FASL-I ŞAHANE
Bakmayın siz havanın her an renk değiştirdiğine, insanın kendini güneşe ve sokaklara bırakma mevsimi geldi aslında. Binbir çeşit renklerle, rahiyâlarla bu bahar da gönlümüzde müjdelendi çok şükür.
Sokaklarda avâre yürürken "Bilmem hangi meyvenin ağacıdır" diye diye her an başka bir şaşkınlık yaşıyorum bugunlerde. Ne güzel. Hafzamın almadığı çiçekler açmış ağaçları hayranlıkla izliyorum.
Salkım saçak erguvanlar yine hasretle ve yine sabırla bu yılda bekledikleri baharlarına erişmenin hazzıyla süzülüyorlar, bazen bir balkon, bazen de bir duvarın yamacında, sessizce.
Çingene kadınları ayrı bir bayram havasında. Erengüllerin, frezyalarin envai rengi kapışılıyor tezgahlarda.
Doğduğum şehir İzmir'in, ikamet ettiğim şehir İstanbul'un baharının tadına varmak kısmet oldu da, köklerimin yeşerdiği Girit'te baharın hazzı bambaşkadır sanırım.
Bu bahar insanı şair yapar, âşık eder, hâlden hâle sokar.
Cenap Şahabettin samimiyetle ne güzel ifade eder;
"Bahçede çiçek toplar, kelebek kovalarken şair oluverdim."
Ülkemizin her şehrinde baharı doyası yaşamak için çok sağlıklı, pek neşeli güzel günler diliyorum hepimiz için.
Bu bahar da, gelecek baharlar da, geçmiştekileri aratmasın.
23 Mar 2012
26 Şub 2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


