"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













15 May 2009

ÇOCUK RUHU

O maviliği ellerimle dağıtınca
Aslında her şey toplanır bir bir
Yüzler en hakîkisinden ışıklara boyanır
Bir yelken gibi göğsümüz
En olmadık hâlleri savunur

Hayat bu
Zaman zaman
Gözünün yaşına bakmadan kavurur
Esas olan
O gümüşten bir halkadır
Süzülürken eşleşir

Çocuktur ruhlar
Gün olur
Evren, kâinat dinlemez
Beklemek nedir bilmez
Ama sabr’ ile selamet
Kolkola oldu mu o yol boyunca
Ovaya ve dağlara karşı
Fersah fersah genişler
Eksilmez
Büyür

8 May 2009

:)

Bilemedim o an nasıl neler değer kalemimden yazmalara
Oyalarla bezenmiş hayranım sandık gibi mis kokan yazmalara

YİNE YENİ BİR BAYRAM

Akşamdan sabaha
Yürek bir deli, yürek bir tatlı âlem

Akşamdan üstümüze sinen sabun kokusu
Saçlarımızda mübarek ışıltısı hayatın
O en tesirli buğusuyla

Özlemle öpülecek eller sayısınca
Geceden sabaha rüyâlar içre rüyâlar

Yepyeni libaslar, pırıl pırıl çocuklar
Kalabalık ve gülen yüzler ile
Kurulan sofralar
Hoş sadâlar
Yasemin bahçelerinde
Tatlının tadı başka
O mendillerin beyazı başka

Şimdi
Gözyaşlarım bambaşka
Bir bir gidenler
Kendi bayramlarında

Hayat
Ey sırrına sır katan hayat
Evvel giden akrabaya selâm söyle

5 May 2009

DELİLİĞİME ÖVGÜ

Uzanıp bir ağacın gövdesine
Var gücümle sarılıp
Köklerinin sağlamlığıyla
Ruhumu ve nefesimi
Ona teslim etsem
Deliliğin aslen
Övünülecek bir şey olduğu
Kanaatîyle
Aklım fikrim birdir bilinciyle
Çözülüp çözülüp tekrar bağlansam

Ben bir ağacın
Âşk ile aşısı olsam
Kendimce
Ne baharı ne güzü
Daîmi ve inkârsız
Kuş yuvasından hafif
Bir gönül ağırlığınca yüklü
Nazarlardan sıyrılıp
Yaradana emanet olduğumuzun
Harıyla tekrar tekrar yansam

KAL-U BELÂ

Bir pencerenin arkasından tek bir gözle
Her zerreyi bir bilip, ayırtetmeden
Aynı tonda görmek için

Bir kelimeyi, ben zaten bekliyordum der gibi
Saçın telinden, kirpiğin seyirmesinden
Ruhun ne hâlde olduğunu bilmek için

Bir varmış bir yokmuş’un
Var kısmını tekrarlarken
Ve bunu gökkubbeye yazmak için

İçilen bir yudum suyun izini
Aynı anda merdiven, sarmaşık
Kâlpten kâlbe sarmak için

Ezelden gelen her hükmü
Cüz cüz ayırmadan, sindirerek
Yolun her karışını şevkle adımlamak için

El baş üstüne

DAYIM'A


Sana daîr özlemin adını tekrarlıyorum
Gönlümüzde güzel hatıralarınla
Hayata karşı içimize yer etmiş şen kahkahalarınla

Bir araya geldiğimizde
“Buldular yine birbilerini” diye
Çevremizdekilerin tatlı serzenişleriyle

Usulca, bir yürekten çıkan
Ömrümüze serilmiş
Sözlerimizin, renkten renge dönüşmeleriyle

Öğütlerinin her bir noktasını
Aklımla, fikrimle, can kulağıyla
Dinlediğim için şükürlerimle

Ne kadar uzağımızdasın
Bu sılanın sırrı ne, sen söyle
Aslında biliyorum ki
O da vuslata kısmet

DUÂ

Güneşli yağmurlar yağdırdığında
Bereketi de
İçtiğimiz su da en eşsiz tadları tattırdığında
Şükrü de
Yalınayak çıkılan yollarda,
Sebatı da
Her anına kördüğüm olmuşcasına dağıldığımız hayatımıza
Sabrı da
Kırdığımız, kırıldığımız kalpler arasında,
Merhameti de
Her suret de türlü türlü cân görme hallerimizi
Dâim kılmayı
Misafirliğimizi yaşarken hâlden hâle bürünüp,
Riyâdan uzaklaşmayı
Hoş dost sohbetlerinde
Kibiri terkeylemeyi
Nasip eyle