"Herkes, önünden geçen bir ayna gibidir."













23 Mar 2011

GÖKKUBBE


Gölgesinden kurtulmuş
Sancılı sancısız adımlarımla
Bir şiirde mi, bir şarkıda mı saklı
Çokça sevdalı mırıldanmalarımla
Almışım başımı ferahfezâ
Ruhumla ben candan bir akis
Asumanda sır oluyoruz

Derinden sözler, yeminler, gitgide fısıltılar
Mavi bildiğin mavi değil, beyaz o beyaz değil
Eteklerime dolanan ayaklarım yalın değil
Görüş hizâsına çekilmiş sonsuz kaderleriyle
Kalabalıklar arasında devri daîm yanlışlarımla
Yıktığım, yaktığım
Epeyce yandığım zamanın satır aralarını çiziyor gibiyim
Kâh kaybettiğim, kâh reddettiğim savaşlarda
Sakîsi de benim bu hikâyenin, günahkârı da
Yetmemiş, bitmemiş ömrümün umuduna
Dilekler bağlıyorum
Rastgelsin.

15 Mar 2011

BAHAR SEN ÖNDEN BUYUR


Baharla birlikte çok sevdiğim hâlde hüznün en çok yakıştığı kış gider, güneş hem en asil hem en haşarı hâliyle genelde yüzünüzde danseder. Üstünüz, başınızla beraber aklınız, fikriniz ve elbette yüreğiniz de hafifler, bunun sebebi artık havadan mı sudan mı bilinmez.

Benim için baharın gelişi frezyalarla olur. Rengârenk ve âhenklidir, kırılgandır, mis gibi bir rahiyâsı vardır. Baharla beraber enerji verir bünyelere. Tüm kış benim gibi uzunca bir “Yapılacaklar Listesi” içinde yüzmüşseniz ve çoğunu yapmaya fırsat olmamışsa bile bahar hepsini hoşgörür, öylece kucaklar sizi.

Benim için sayıları yıllardır artan ancak, her zaman yeri başka olan mevsimsiz Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bu aylarda özellikle aşka meyilli şiirleri not defterlerimde benle birlikte gezmeye başlar. Dinlediğim hüzünbaz müzikler biraz daha şenlenebilir. Apartman yaşantasına hapsolan çoğu insan gibi ben de, pencere önlerinde birer ufak bahçe yaratma gayretinde olurum ve saksılarım da çiçeklenir baharda. Günlerin uzaması yetmezmiş gibi zamana daha bir asılasım gelir. Şehrin ışıkları başka türlü gözkırpar akşam olduğunda. Hayâli bile olsa, o an her nerede olmak istiyorsam o şehrin, o yörenin hava durumunu daha yakından takip ederim. Hayâllerim hepten sınırlarını zorlar. Deniz kıyısına kaçışlarım bereketlenir. Baharda çekilen fotoğrafların coşkusu daha bir canalıcı olur. Sanki her yeni gün, yeni bir yolculuğa başlamak gibidir. Her şey olumludur. Yüzlerinde gamdan, kederden eser kalmadan dolaşanlar etrafa saçılır. Elele yürüyüşler ahesteleşir. Suyun akışı gibi hayatın akışı bile bir başkalaşır.

Hiçbir şey umurumda değilmiş gibi sokaklarda gezmektir benim için bahar.

4 Mar 2011

İZMİR'E BORCUM VAR




Dünyaya geldiğim şehir olmasından değil sadece.
Şu nedenlerle;

• Okullu oldum, sınıflarını doldurdum, sayı saymayı sokak numaralarıyla söktüm
• Boyozundan, kumrusundan, otlarından yedim, karadutundan içtim, doydum
• Ben de çocuktum, sokakta ip atladım, yandım
• Piknikte çağla badem ağaçları arasında saklambaç oynadım, sobelendim
• Enginarın kabuklarını kemirdim
• Açık hava sinemalarında çiğdem çitledim
• Guruba daldım, meltemini yüzüme vurdum
• Yasemin çiçeklerini içime çektim
• Ayaza karşı gece gündüz gezdim tozdum, yol yol oldum
• Balkonların yalnız yazları değil, tüm yıl şehre yelken açan havasını soludum
• Ağustos böcekleriyle kitaplar okudum, öğlen uykularında düşlere daldım
• Kumrusuyla konuştum, martısıyla kıyılarında kanatlandım
• Traleybüs’e bindim, teleferikle bir dağa tırmandım, vapurla karşıyaka’ya geçtim
• Yüzmeye denizinde başladım, kulaçları başka sularda hesabetmedim
• Gönlü ferah olan insanlar tanıdım, dost oldum, ferahladım
• Yoğuruldum, bazen de yoruldum
• Neşelendiğim, hüzünlediğim semtlerinde avâre dolaştım
• Sır verdim, ser verdim
• Bazen asfalyam(*) attı, estim, gürledim
• Aptallaştığım, akıllandığım zamanlar oldu, hiçbir şeyin matematiği yokmuş bunu da öğrendim
• Zamansızlığı, ahesteliği yaşadım
• Sevdiğim insanların kabirlerinde su oldum, çiçek açtım, yol aldım
• En uzak mesafede bile gönlümde sıcaklığını hissettim
• Sanatçısı boldur, hayran oldum
• Her nerde olursa olsun şehrine vefasızlık edeni görmedim
• Gavur dense bile dinsel, ırksal, cinsel hiçbir ayrımcılığı bilmeyenlerin şehridir, ben de bilmedim
• Aşık oldum, aşk oldum
• İzmirli olmakla her zaman gurur duydum, onur duydum
• Ben çoğu zaman İzmir oldum



*Giritliler "sigorta"ya asfalya der.

22 Şub 2011

GİRİTLİ DOĞULUR


Girit’te doğmadan Giritli olmanın ne demek olduğunu gerçekten bunu ruhunda hissetmeyen anlayamaz.

Dün akşam Lozan Mübadilleri Vakfı’nın önderliğinde 2009 yılında gerçekleşen Girit Gezisi’ne ilişkin dvd’yi tekrar izledim.
“Ben bu görüntüleri her izlediğimde böylesine heyecan duyuyorsam, garip bir sarsıntı hissediyorsam Girit’e gidince neler yapacağımı kestiremiyorum” diye düşünmüşümdür hep. Müfide Pekin Hocamız ne güzel anlatıyor ilk gidişini, o sokakları arşınlarken kendinden geçişini. “Ben de kesin böyle olurum” dedirtiyor.

Sadece bizim değil, Anadolu’dan Girit’e giden Rum mübadiller için de durum çok farklı değil. Zaten nasıl farklı olabilir ki?
Onlar da, neredeyse bir asra yakın bir zaman önce, yer neresi yurt neresi bilemeden göçtüler.

Benim Hüseyin Dedem Girit’ten İzmir’e 6 yaşındayken gelmiş. Annemin anlattığı kadarıyla; annemin babaannesi Emine ve dedesi Rasimaçi, “hüzünlü” ile “yaslı” arasında bir tanıma uyan görüntüler çiziyorlar benim zihnimde. İçine kapanık, pek kimseyle ahbaplık kurmayan, belki de kuramayan, Ada’daki hayatlarını paylaşmayan, kendi hâllerinde yaşamışlar. Üstad İskender Özsoy’un dediği gibi “İki vatan yorgunu” olarak hepimizin artık ebedîyete göç eden yakınlarımız, büyüklerimiz var. Vatanlarının “orası” mı, “burası” mı olduğuna daîr ne sorulsa duraksayarak cevap verirlerdi sanki.

Kendi ailemin geçmişini arzu ettiğim kadar öğrenemedim ben. Araştırmalarım neticesinde, bazı mübadillerin ve mübadil çocuklarının paylaşımlarından anlamaya çalışıyorum bir çok duyguyu, ama bu pek mümkün değil elbette. Yaşamadan bilinemeyecek, çoğunluğu “acı” anılarla dolu geçmişlerini anlatırlarken gözleri hep dalgın, cümleleri illâ ki kesik kesik, bir yerlerde hep birşeyler eksik.

Mübadil çocukları ve torunları olarak bizlere bu kadar sirâyet etmiş bu “hüzün” dalgası sanırım içimizden hiçbir zaman sökülemeyecek. Ben kendi adıma buna gönüllüyüm zaten. Sökülmesin. Dedemin vefat ettiği 85 yaşına kadar gözünün ucundaki o pek kıymetli bir damla yaşın hatrı var.

Dedem 6 yaşında İzmir’e gelmiş. Geçmişini hatırlamakta zorluk çeken bir çocuk. Ben onun torunu. Garip…
Ben eminim, Giritte doğmasam da Giritli olmak bir ruh hâlidir.

8 Şub 2011

Application'ın Ettiği :)



Iphone'da rastladığım bir application ile fotoğraf bu hale geldi.
(App > OldPhotoPro)
Fotoğraf iphone çekilmedi elbette :)


Şubat 2011 Urfa / Balıklı Göl

23 Oca 2011

GAMSIZ BİR DÜŞ


Suların güne vedâsı gibiydi
Talepkâr sözlerin mektuba dönüşü
Bir koza içinde bin yürek taşırmışım
Kime ne
Gölgesiz gözlerin seyrindeydi
Kelimelerin yaşa dönüşü

Elverir hâliyle karşımda sarmaşdolaş
Sokakları kördüğüme çeviren makus talih
Her defasında tepetaklak etse bile
Düşe kalka uçmaktayım
Sayısız ve budalaca düşler içinde
Susayan gamsız bir kuş olmak meselâ niyetim
Bu yüzden kanadımın ufka dönüşü

Sevgilinin semâya vedâsı gibiydi
Yolların nefes nefes âşka dönüşü
Bir yürek içinde bin şükür taşırmışım
Kime ne
Ellerimdeki karanfillerin rahiyâsındaydı
Şifânın ateşe dönüşü